Archive for Ekim, 2008

 
Eki
30
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Ekim-30-2008

Tanıyanların bildiği üzere 4 yılı aşkın süredir Denizli’de yaşıyorum. Denizli’de tanınmış iki tane marketler zinciri var. Bunlardan bir tanesi GÜN diğeri ise PEKDEMİR ÇİFTLİĞİ. Ne yazık ki ikisi de aynı görüşe sahip.

Çanta taşıyanlar potansiyel hırsızdır.

Tamam, eyvallah belki olay bakış açısına göre değişir ama ben iyi açıdan bakmıyorum.

Diyelim ki alış-verişten geliyorsunuz. Elinizde bir ya da bir kaç poşet veya çanta var. Eve dönerken haftalık market alış-verişini de aradan çıkartayım istediniz ve bahsettiğim marketlerden birine girdiniz. Girişteki güvenlik görevlisi sizi sıcak kanlılıkla karşılayacak ve elinizdeki eşyaları ona emanet edip rahat rahat alış-verişinizi yapacaksınız. Öyle mi? Bence değil. Uzun süreli alış-verişte belki rahatlık sağlar ama bir ekmek alıp çıkacaksanız bu sizi rahatsız eder. Mesela Çınar’daki Gün için; elimde çantam (çınar meydanı tarafından geldiğim için) garaj giriş kapısından giriyorum. Çantamı emanet etmeden hızlıca bir ekmek ya da çerez vs alıp çıkmak istiyorum. İçeri doğru ilerledikten sonra bir güvenlik görevlisi sizi çeviriyor ve elinizdeki çantayı zorla emanete bıraktırıyor. Bazen laptop çantasını bile bırakıyorum. Zaten sıkış tepiş dolu laptop çantasına ne koyabilirim ki çalayım. Neyse ekmeğimi alıyorum. Garaj kapısının önündeki kasalar daha kalabalık olduğu için sıraya girmek yerine Eflatun Sokak tarafındaki kasalara gidiyorum. Alış-verişimi hızlıca tamamlıyorum. Sen öyle san Sami, çantan diğer kapıda kaldı. Marketten aldığım eşyalarla birlikte dışarıdan marketi dolanıp tekrar garaj tarafından girip emanet ettiğim eşyalarımı alıp çıkıyorum. İşkenceee. Aynı durum Pekdemir için de geçerli. Maalesef çantamı emanet ettiğim danışma, express kasaya en uzak yer.
Elin cavuru diyor ki

İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim
Robert Bosch

Gel gör ki bizimkiler üç kuruş kaybetmemek için kimseye güvenmiyorlar. O zincire halka ekleyen insanları hırsız yerine koyuyorlar. Yalnız anlamadığım olay gelen insanların hepsi sabıkalı sanki. Güvenlik çantayla girmene izin vermiyor. Millet normal karşılıyor nanasını satayım.
-Çantamı mı istiyor. Normal belki dayanamam bir şeyler çalarım.
-Leeeeynn sen bana güvenmiyorsan ben sana niye güveneyim leeeyn belki çantamdan bir şey çaldınız. Nerden bilecem. Benim sen gibi güvenlik kameramda yok ulaan.
Samiii yeeeteeeeer lan içim sıkıldı



 
Eki
25
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Ekim-25-2008

İçimden çık git defol



 
Eki
24
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Ekim-24-2008

I cheated myself
Like I knew I would
I told ya, I was trouble
You know that I’m no good



 
Eki
24
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Ekim-24-2008

Sms yazarken hız kazandırsın diye T9 sözlük kullanıyorum. 40 dk önce yazarken sözlükte Almancı diye bir kelime olduğunu fark ettim. Sözlüğe bile sokturmuşuz bu lafı helal olsun.



 
Eki
21
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Ekim-21-2008

Bilgi İşlemden Süleman Abi karısı ve kızı için yazdığı şiirleri sayfamda yayınlayıp yayınlayamayacağımı sordu. Süleyman Abiyi asla kırmayız, kıramayaz ;)

Read the rest of this entry »



 
Eki
20
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Ekim-20-2008

Her kış aksatmadan belli bir dönemde soğuk algınlığı ya da gribe yakalanıyorum. Bazı kışlar hemen iyileşip tekrar hastalanma fırsatı buluyorum. Bazı kışlarda da tam iyileşemeyip 2 ay kuru öksürükle dolanıyorum. Grip ve soğuk algınlığı gibi önemsiz saydığımız! (benden başka önemsiz bulan vardır heralde) hastalıklarda ilaç kullanmaya karşıyım. Hal böyle olunca da hastalığım uzun sürüyor tabi. Geçen yıl da aynı şekilde ilaç kullanmamam ve Merve’nin halime acıyıp alternatif tedavi yollarından birini, bal ile karabiberi karıştırıp yememi önermesi üzerine onu dinleyip ufak bir tabakta bir karışım hazırladım. İlk gün ve ikinci gün bir çay kaşığı tattıktan sonra mutfakta (unutmamak için) görebileceğim bir yere koydum. 2 ay boyunca orada süs eşyası gibi bekledi. Karabiberli bal daha sonra yapılan genel bir temizlikte çöpü boyladı.

Bu yıl 22.sini düzenlediğim Geleneksel Soğuk Algınlığı ve Grip Etkinlikleri‘ne dün arkdaşım Pınar katıldı. Beraberinde;

  • 3 adet kuşburnu
  • 2 adet Vermidon® Hot
  • 1 adet Tylol®Hot
  • 8 tablet Theraflu® forte

getirmiş sağolsun. Dünden beri sadece 1 tablet Theraflu® forte ve bir kuşburnu tükettim. Birazdan Vermidon® Hot hazırlamayı düşünüyorum.

İlaçlara karşıyım ama neden? Çünkü:

“Beni öldürmeyen şey güçlü kılar”
Nietzsche

Şaka bir yana ilaçlar her zaman gerçekten iyileştirmiyorlar. Vücudun belli bölgelerinin çalışmalarını engelleyip iyileşmiş izlenimi yaratıyorlar. Öksürük şuruplarının bazıları da bu şekilde işliyor. Aynı morfin gibi. Dün okuduğum bir yazı, kuru öksürük için verilen öksürük şuruplarının beynin hipo-öğürikus kısmını etkileyip (adını hatırlayamadığım için ben uydurdum şimdi ;) ) bu bölgenin görevini tam olarak yerine getirmesini engelleyerek hastasının öksürme sıklığını azaltığından bahsediyordu. İlaçlar bazen bu yolla bazen de psikolojik olarak iyileştirmiş etkisi yaratıyor. Tıpkı kuzenin (Bilgin Ablam) bonibonla nenemi iyileştirmesi gibi :) Şahsi görüşüm hasta olduğumuz dönemde ilaç kullanmak yerine, hasta olduğumuz ve olmadığımız dönemlerde mevsim sebze ve meylerini dengeli olarak tüketip vücut direncini arttırmak. Mevsimin altını çizdim çünkü ister ilahi hikmet/kudret olarak nitelendirelim isterse de doğanın hediyesi olarak nitelendirelim. Her meyve ve sebze insanın ihtiyacı olan dönemde canlanacak şekilde yaratılmıştır/oluşmuştur. Portakal ağacının C vitamini ihtiyacımızı kışın karşılamak üzere meyve vermesi veyahut da karpuzun en susuz anımızda bir yerlerden su bulup ve depolayıp bize ikram olunması gibi.

Konumuz soğuk algınlığıydı. Biraz araştırmadan sonra grip neymiş soğuk algınlığı neymiş eccük öğrendim. Sizlerle paylaşayım istiyorum.

Grip

Grip anlatılana göre solunum sisteminde meydana gelen Influenza virüslerinin (bunlar A-B-C diye ayrılıyorlar) sebep olduğu yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyonmuş. Viral nedir peki? Sesli sözlüğe göre viral, virüs ile ilgili demekmiş. Avrupa dillerinin çoğunda bu kelime viral diye geçiyor. Bizimkiler de bu kelimeyi Türkçemize “viral” olarak geçirmişler. Bence virüssel olarak geçirilseydi hem daha mantıklı hem de anlaşılması kolay olur. Konu dilden açılmışken aklıma 1. sınıftaki bir olay geldi. Anlatmadan geçmeyeyim. Hangi ders olduğunu hatırlamıyorum. A.Kadir Hoca harıl harıl bir şeyler anlatıyor, biz de dinliyoruz. Kadir Hoca’nın özelliğidir. Bazı kelimelerin Türkçelerini hatırlamaz ve bize sorar. Yine o takıldığı anlardan biri

A.Kadir Hoca: Option’ın Türkçesi neydi ya?
Alp Eren: Opsiyon
Hep birlikte: :D

Konuyu çok dağıtmayayım. Ne diyordum haah. Viral bir enfeksiyondur. Genellikle 1-2 hafta içinde hastalar iyileşiyorlarmış ama direnci düşük hastalarda veya yaşlılarda hastalık ilerleyip hayatı tehdit eden zatüre gibi hastalıklara dönüşebiliyormuş. En fazla görüldüğü aylar Ekim - Mart aylarıymış. Mevsim değişikliğinin gerçekleştiği aylar olduğundan olabilir (tabi bu benim bilimsellikten uzak uydurmam)

Soğuk Algınlığı

Soğuk algınlığına ise %90 ihtimalle virüsler sebep oluyormuş. Soğuk algınlığına sebebiyet veren 200′ü aşkın virüs türü varmış.
En güzel ve popülerleri:

  • Hinovirus %15-40
  • Coronavirüsler %10-20
  • Parainfluenza Virüsü %5-10
  • Respiratuar Sinsisyal Virüs %6

bunlarmış.
Soğukalgınlığı kişiden kişiye bulaşırmış. Başlangıçta bu bulaşmanın “damlacık enfeksiyonu” ile yani aksırma, öksürme, böğürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile olduğu sanılmaktaymış. Ancak şimdi mevcut kanıtlar bulaşmanın virusu almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve hassas bireylerin de nazal (ağız-burun) mukozalarına sürmeleri ile olduğu yönündeymiş. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıymış.

Neler yapmalıymış?

  • 39 C’yi geçen ateş
  • Sürekli yada çok kıvamlı balgam üreten öksürük
  • Nefes alırken ağrı
  • Devamlı kulak ağrısı
  • Şişmiş lenf bezleri
  • Yutkunurken zorlanma

Bu belirtilerden birinin görülmesi halinde hemen doktora gidilmeliymiş.

Bana göre ne yapmalı / ne yapmamalıymış?

  • Adam gibi beslenmeliymiş
  • İşe gitmemek için bahane göstermemeliymiş
  • Bonibon yemeliymiş

Peki farkları neymiş grip ile soğuk algınlığının

SOĞUK ALGINLIĞI GRİP
Ateş nadir 38-39°
Başağrısı nadir sürekli
Genel ağrı ve sızı az genellikle
Yorgunluk hafif 2-3 hafta
Tıkalı burun genellikle bazen
Hapşırma genellikle bazen
Boğaz Ağrısı genellikle bazen
Öksürük nadir genellikle
Komplikasyonları sinüzit ve kulak ağrısı bronşit, zatürre
Engellemek hiç bir şey yapılamaz Aşılama ve antiviral ilaçlar
Tedavi belirtiler geçici olarak ortadan kaldırılır. Belirtiler görülmeye başlandıktan sonraki ilk 48 saatte antiviral tedavi başlanması ve belirtileri gidermeye yönelik tedavi


Sizce ben Nezle miyim Grip mi?
Ateş 37-38°
Başağrısı sürekli
Genel ağrı ve sızı orta
Yorgunluk biraz
Tıkalı burun genellikle
Hapşırma ara sıra
Boğaz Ağrısı henüz yok
Öksürük ara sıra

Yazıyı ilkokul birinci sınıfta öğrendiğim güzel bir maniyle bitirmek istiyorum :)

Üşüdüm üşüdüm
Daldan elma düşürdüm
Elmamı yediler
Bana deli dediler
Delilikten çıktım
Beyoğlu’na gittim
Beyoğlu hasta
Çorbası tasta
Et yemez
Süt içmez
Bu ne biçim hasta
Kızım saçını öreyim
Seni Beyoğlu’na vereyim :D

Kaynak:





 
Eki
14
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Ekim-14-2008

Bayramda öğleye doğru eniştemler ziyarete gelmişlerdi. Bizi de kahvaltıda yakalayınca o kelimeyi söyleyiverdi.
-Ne o kaynana çatlatan mı yapıyorsunuz?
-?!

Seslisozluk diyor ki:

Brunch

1. i., k. dili öğleye doğru yenen ve kahvaltı ile öğle yemeği yerine geçen yemek; kuşluk yemeği. geç kahvalti, erken ögle yemegi. geç yapılan kahvaltı. geç yapılan kahvaltı. i., k. dili öğleye doğru yenen ve kahvaltı ile öğle yemeği yerine geçen yemek; kuşluk yemeği. branç, kahvaltı ile öğle yemeği birleştirilen öğün.
2.  hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen öğün, branç, dili sabah ile öğle arasında yenen, k, i.
3. geç kahvaltı/erken öğle yemeği.
4. sabah ile öğle arasında yenen hem kahvaltı hem de öğle yemeği yerine geçen öğün.
5. geç yapılan kahvaltı.
6. geç kahvalti. erken ögle yemegi.
Tabi ben de boş durmadım sözlüğe katkıda bulunup 7. anlamı ekledim.
7. Kaynana çatlatan :)