Her kış aksatmadan belli bir dönemde soğuk algınlığı ya da gribe yakalanıyorum. Bazı kışlar hemen iyileşip tekrar hastalanma fırsatı buluyorum. Bazı kışlarda da tam iyileşemeyip 2 ay kuru öksürükle dolanıyorum. Grip ve soğuk algınlığı gibi önemsiz saydığımız! (benden başka önemsiz bulan vardır heralde) hastalıklarda ilaç kullanmaya karşıyım. Hal böyle olunca da hastalığım uzun sürüyor tabi. Geçen yıl da aynı şekilde ilaç kullanmamam ve Merve’nin halime acıyıp alternatif tedavi yollarından birini, bal ile karabiberi karıştırıp yememi önermesi üzerine onu dinleyip ufak bir tabakta bir karışım hazırladım. İlk gün ve ikinci gün bir çay kaşığı tattıktan sonra mutfakta (unutmamak için) görebileceğim bir yere koydum. 2 ay boyunca orada süs eşyası gibi bekledi. Karabiberli bal daha sonra yapılan genel bir temizlikte çöpü boyladı.
Bu yıl 22.sini düzenlediğim Geleneksel Soğuk Algınlığı ve Grip Etkinlikleri‘ne dün arkdaşım Pınar katıldı. Beraberinde;
- 3 adet kuşburnu
- 2 adet Vermidon® Hot
- 1 adet Tylol®Hot
- 8 tablet Theraflu® forte
getirmiş sağolsun. Dünden beri sadece 1 tablet Theraflu® forte ve bir kuşburnu tükettim. Birazdan Vermidon® Hot hazırlamayı düşünüyorum.
İlaçlara karşıyım ama neden? Çünkü:
“Beni öldürmeyen şey güçlü kılar”
Nietzsche
Şaka bir yana ilaçlar her zaman gerçekten iyileştirmiyorlar. Vücudun belli bölgelerinin çalışmalarını engelleyip iyileşmiş izlenimi yaratıyorlar. Öksürük şuruplarının bazıları da bu şekilde işliyor. Aynı morfin gibi. Dün okuduğum bir yazı, kuru öksürük için verilen öksürük şuruplarının beynin hipo-öğürikus kısmını etkileyip (adını hatırlayamadığım için ben uydurdum şimdi
) bu bölgenin görevini tam olarak yerine getirmesini engelleyerek hastasının öksürme sıklığını azaltığından bahsediyordu. İlaçlar bazen bu yolla bazen de psikolojik olarak iyileştirmiş etkisi yaratıyor. Tıpkı kuzenin (Bilgin Ablam) bonibonla nenemi iyileştirmesi gibi
Şahsi görüşüm hasta olduğumuz dönemde ilaç kullanmak yerine, hasta olduğumuz ve olmadığımız dönemlerde mevsim sebze ve meylerini dengeli olarak tüketip vücut direncini arttırmak. Mevsimin altını çizdim çünkü ister ilahi hikmet/kudret olarak nitelendirelim isterse de doğanın hediyesi olarak nitelendirelim. Her meyve ve sebze insanın ihtiyacı olan dönemde canlanacak şekilde yaratılmıştır/oluşmuştur. Portakal ağacının C vitamini ihtiyacımızı kışın karşılamak üzere meyve vermesi veyahut da karpuzun en susuz anımızda bir yerlerden su bulup ve depolayıp bize ikram olunması gibi.
Konumuz soğuk algınlığıydı. Biraz araştırmadan sonra grip neymiş soğuk algınlığı neymiş eccük öğrendim. Sizlerle paylaşayım istiyorum.
Grip
Grip anlatılana göre solunum sisteminde meydana gelen Influenza virüslerinin (bunlar A-B-C diye ayrılıyorlar) sebep olduğu yüksek derecede bulaşıcı viral bir enfeksiyonmuş. Viral nedir peki? Sesli sözlüğe göre viral, virüs ile ilgili demekmiş. Avrupa dillerinin çoğunda bu kelime viral diye geçiyor. Bizimkiler de bu kelimeyi Türkçemize “viral” olarak geçirmişler. Bence virüssel olarak geçirilseydi hem daha mantıklı hem de anlaşılması kolay olur. Konu dilden açılmışken aklıma 1. sınıftaki bir olay geldi. Anlatmadan geçmeyeyim. Hangi ders olduğunu hatırlamıyorum. A.Kadir Hoca harıl harıl bir şeyler anlatıyor, biz de dinliyoruz. Kadir Hoca’nın özelliğidir. Bazı kelimelerin Türkçelerini hatırlamaz ve bize sorar. Yine o takıldığı anlardan biri
A.Kadir Hoca: Option’ın Türkçesi neydi ya?
Alp Eren: Opsiyon
Hep birlikte:
Konuyu çok dağıtmayayım. Ne diyordum haah. Viral bir enfeksiyondur. Genellikle 1-2 hafta içinde hastalar iyileşiyorlarmış ama direnci düşük hastalarda veya yaşlılarda hastalık ilerleyip hayatı tehdit eden zatüre gibi hastalıklara dönüşebiliyormuş. En fazla görüldüğü aylar Ekim – Mart aylarıymış. Mevsim değişikliğinin gerçekleştiği aylar olduğundan olabilir (tabi bu benim bilimsellikten uzak uydurmam)
Soğuk Algınlığı
Soğuk algınlığına ise %90 ihtimalle virüsler sebep oluyormuş. Soğuk algınlığına sebebiyet veren 200′ü aşkın virüs türü varmış.
En güzel ve popülerleri:
- Hinovirus %15-40
- Coronavirüsler %10-20
- Parainfluenza Virüsü %5-10
- Respiratuar Sinsisyal Virüs %6
bunlarmış.
Soğukalgınlığı kişiden kişiye bulaşırmış. Başlangıçta bu bulaşmanın “damlacık enfeksiyonu” ile yani aksırma, öksürme, böğürme ile etrafa saçılan damlacıkların içindeki virüslerin havada kalması ile olduğu sanılmaktaymış. Ancak şimdi mevcut kanıtlar bulaşmanın virusu almış hastanın elinden hassas insanlara geçmesi ve hassas bireylerin de nazal (ağız-burun) mukozalarına sürmeleri ile olduğu yönündeymiş. Bu nedenle soğuk algınlığının bulaşmasını engellemenin yolu ellerin sık yıkanmasıymış.
Neler yapmalıymış?
- 39 C’yi geçen ateş
- Sürekli yada çok kıvamlı balgam üreten öksürük
- Nefes alırken ağrı
- Devamlı kulak ağrısı
- Şişmiş lenf bezleri
- Yutkunurken zorlanma
Bu belirtilerden birinin görülmesi halinde hemen doktora gidilmeliymiş.
Bana göre ne yapmalı / ne yapmamalıymış?
- Adam gibi beslenmeliymiş
- İşe gitmemek için bahane göstermemeliymiş
- Bonibon yemeliymiş
Peki farkları neymiş grip ile soğuk algınlığının
| SOĞUK ALGINLIĞI | GRİP | |
| Ateş | nadir | 38-39° |
| Başağrısı | nadir | sürekli |
| Genel ağrı ve sızı | az | genellikle |
| Yorgunluk | hafif | 2-3 hafta |
| Tıkalı burun | genellikle | bazen |
| Hapşırma | genellikle | bazen |
| Boğaz Ağrısı | genellikle | bazen |
| Öksürük | nadir | genellikle |
| Komplikasyonları | sinüzit ve kulak ağrısı | bronşit, zatürre |
| Engellemek | hiç bir şey yapılamaz | Aşılama ve antiviral ilaçlar |
| Tedavi | belirtiler geçici olarak ortadan kaldırılır. | Belirtiler görülmeye başlandıktan sonraki ilk 48 saatte antiviral tedavi başlanması ve belirtileri gidermeye yönelik tedavi |
| Sizce ben Nezle miyim Grip mi? |
|
| Ateş | 37-38° |
| Başağrısı | sürekli |
| Genel ağrı ve sızı | orta |
| Yorgunluk | biraz |
| Tıkalı burun | genellikle |
| Hapşırma | ara sıra |
| Boğaz Ağrısı | henüz yok |
| Öksürük | ara sıra |
Yazıyı ilkokul birinci sınıfta öğrendiğim güzel bir maniyle bitirmek istiyorum ![]()
Üşüdüm üşüdüm
Daldan elma düşürdüm
Elmamı yediler
Bana deli dediler
Delilikten çıktım
Beyoğlu’na gittim
Beyoğlu hasta
Çorbası tasta
Et yemez
Süt içmez
Bu ne biçim hasta
Kızım saçını öreyim
Seni Beyoğlu’na vereyim
Kaynak: