Archive for Mart, 2009

 
Mar
30
Posted (Sami) in Hö Dialogları, Sınıflandıramadıklarım on Mart-30-2009

Açıklama yapmadan seçimle ilgili iki bağlantı paylaşacağım.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=137478&cat=200&dt=2009/03/30

Bu da haberin ekşi sözlükteki yorumları.

Paylaşımı için Günay’a teşekkürler.



 
Mar
26
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mart-26-2009


Ne derece doğrudur bilemem bana da kardeşim Nida gönderdi. İlginç geldi.

Selam,zeytin çekirdeği mucizesini bir arkadaşım bana göndermiş bende
sizlerle paylaştım. Yarın ilk işim kahvaltıda bunu denemek.zeytin yağı
zaten şifa kaynağı.çekirdeği neden olmasın..!!hele de zeytinini kendi
yapanlar çekirdeği daha da rahatlıkla kullanabilirler.eğer işlenmemiş
zeytin yemek istiyorsanız yeşil ve kahverengi zeytin tercih edin.siyah
zeytini daha kolay işlediklerinden içinde hile olabilir.Küçük bir
ayrıntı.(bildiğim
kadarıyla)işlenmemiş siyah zeytinin çekirdeği kahverengi
tondadır.çekirdek,hiçbir zaman tam siyah olmaz.olursa kimyasal karışmış
demektir.umarım ihtiyacı olanlar şifa bulurlar.
Mustafa Gürelli

Arkadaşlar kendi hayatımda ve yakınlarımın hayatında yaklaşık 5 yıldan
beri denenmiş olan
ve hiç bir yan etkisi olmayan mucizevi bir tedavi yöntemini paylaşmak
istiyorum.
Yıl 2003 de ben hemeroid ameliyatı için gün almış ameliyat gününü
beklerken o günlerin çabuk geçmesi ve bir an önce çektiğim acılardan
kurtulmak için günün 24 saatini dua ederek geçiriyordum.
Midemde gasrtrit, bağırsak tembelliğine bağlı kabızlık ve buna bağlı
olarak da hemeroid vardı ve bunlar çok ilerlemiş bir durumda idi…
Her ne yersem yiyeyim boğazıma kadar bir yanma ve çok şiddetli sancılar
çekiyordum.
Bir gün arkadaşlarımdan birisi ile kahvaltıda buluştuk ve o iştahla
çeşitli yiyecekleri yerken ben çay içerek her zaman olduğu gibi kahvaltıyı
geçiştirmeye çalışıyordum.
Bu durumu görünce neden yemediğimi sordu bende ona detayları ile çektiğim
sıkıntıları anlatınca bana zeytin çekirdeklerini çıkarmayıp yutmamı
söyledi,önce şaka yaptığını sandım ama onun çekirdeklerin hiç birini
çıkarmayıp yuttuğunu görünce inandım.
Bende kahvaltıya başlayıp çekirdekleri yutmaya başladım.
Çok ilginçtir yıllardır sabah kahvaltılarını çay içerek geçiştirdiğim
halde boğazıma kadar yanmalar hissetmeme rağmen o gün midemde yanma olmadı
kahvaltıdan taklaşık yarım saat kadar sonra midemden saf zeytinyağı kokusu
geldiğini hissettim.
Arkadaşıma midede çekirdeğin erimeyeceğini zaten rahatsız olduğumu
söylediğimde bana mide özsuyunun zeytin çekirdeğini çok kısa bir sürede
parçalayarak saf zeytinyağına ve şifalı yağlara ulaşıldığını geriye kalan
posanın ise bağırsakları onarararak rahatlattığını dolayısı ile kabızlığın
ve hemeroidinde tedavi olduğunu yanı sıra damar sertliğinden hazımsızlığa
kadar bir çok derde şifa olduğunu söyledi..
İlk önce bütün bunların hayal olduğunu düşünmeme rağmen bu konuda şifa
bulmak için katlandığım eziyetleri hatırlayınca bunun çok daha kolay
olduğunu düşünerek çekirdekleri yutmaya devama ettim …
ilk 15 günde midemdeki yanmalar ve gastritin yumuşadığını ve yok olduğunu,
hemeroidimin verdiği ıstırapların son bulduğunu gördüm.Her geçen gün
onlarca zeytin çekirdeğini yutarak sağlığıma biraz daha kavuştum.Bu arada
ameliyatımı iptal ettim ve halen bu mucizevi ve hiç bir yan etkisi olmayan
ilacı yutmaya devam ediyorum.3 aylık bir sürenin sonunda cildimdeki
matlığın yerini bir parlaklık ve bütün ıstıraplarımın yerini bir mutluluk
aldı.
Yaklaşık 6 seneden beri etrafımda bu dertlerden muzdarip olan onlarca
kişiye tavsiye ettim ve hiç  firesiz hepside şifa buldu,inanın benim
5 ve 11 yaşlarında iki oğlum var onlar bile yutarlar yedikleri zeytinlerin
çekirdeğini.
Arkadaşlar sonsuz şifa kaynağı bir ilaç hiç bir yan etkisi yok ben
yıllardır taştan sert şeyleri bile eritiyorum ve hiç bir sıkıntım kalmadı
inanın migren ağrılarında bile çok mükemmel sonuçlar veriyor.
Yapmanız gereken şey yediğiniz tüm zeytinlerin çekirdeklerini yutmak sayı
sınırı yoktur.
Yalnız zeytin meyvesini çiğneyip çekirdeğini yutun zira meyveyi olduğu
gibi yutarsanız mide zeytinin dışındaki ince zarı eritemiyor ve olduğu
gibi dışarı atmaya çalışıyor.
Ve size hiç bir yararı olmaz
Meyve bölümünü yedikten sonra kalan çekirdeğini yutacaksınız.
Bana sadece Allah razı olsun derseniz yeter biz onlarca insan bu olayı tüm
çevremize yayıyoruz her kes istifade etsin hem çok ucuz hem çok etkili
kalın sağlıcakla…



 
Mar
17
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mart-17-2009

Bugün çayları karıştırırken fark ettim. Herkes çayını saat yönüne ben ise saat yönünün tersine karıştırıyorum. Nedense diğer yöne karıştırırken zorlanıyorum.  Biraz coğrafya bilgimi tazeleyim dedim. Avustralya’ya taşınmaya karar verdim.



 
Mar
13
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mart-13-2009

Şanslı rakamlar 2 5 29 38 41 51. Bilmeyen yoktur gerçi. İnsanları anlamakta zorlanıyorum bazen. Bugün tog’un toplantısı için Meryemlere giderken yolda sayısal loto bayisinin önündeki kuyruğu görünce gözlerime inanamadım. 100-150 kişi (attım tabi ki) sayısal loto oynamak için sıra bekliyor. Kendime sormadan edemedim. İnsanlar neden sayısal loto devrettiği zamanlarda böyle abanırlar gişelere de normal zamanalarda oynamazlar. Bu kadar mı aza tamah etmeyen bir milletiz?! Bu abanmanın altında yatan düşünce ne?
-Ne 3.000.000 TL mi ? Amaaan 3 trilyon için oynadığıma değmez iyisi mi devretsin bir kaç defa 50 trilyon olduğunda oynarım.
Herkes böyle düşünmüş olacak ki bayinin önündeki o kuyruğun uzunluğu 50m yi geçmiş. Aylık geliri 1.000 lira olan insan için 3.000.000 TL ile 50.000.000 TL nin pek farkı yok. İkisini de aynı şekilde ifade ediyoruz. “DELİ PARA BE!”
(Birini 250 yılda diğerini 4167 yılda kazanabiliyoruz ancak. Aynı şey! İkisine de ömür yetmez!)

Bazı akşamlar haberleri izliyorum. Ulan bir belediye başkan adayı da
“Şehrimizde x,y,z sorunları var. Bunları a,b,c yöntemleriyle çözebiliriz.”
ya da
“Şehrimize x,y,z yatırımlarını yapacağız.”
diye konuşsun. Yapacaklarından bahseden, şehirle ilgili güzel düşünceleri, planları olan bir Allah kulu yok mu koca ülkemde?! Yoksa halk buna değil de kim rakibine iyi laf sokarsa, rakibini suçlarsa, çamura yatarsa ona mı veriyor oyunu?!

-Hey be X’e bak nasıl da laf soktu Y’ye. Gediğine oturttu valla cuk deyi. İyisi mi oyumu ben X’e vereyim.
-Ohaa X neler neler yapmış meğer. Y’de hepsinin belgeleri varmış, bir tomar hem de. Vaz geçtim oyumu Y’ye veriyorum.

Böyle mi düşünüyoruz? Delirtmeyin lan adamı! Tabi senin oyun çobanınkiyle bir olmaz. Çobanınkini bozdurmak lazım seninkinden 3-5 tane alabilmek için!
Geçenlerde adayın biri PAÜ Bilgi İşleme geldi. Kalabalık bir ekip, böyle takım elbiseler içinde falan. Neyse herkesle tokalaştı. Oy istedi.
Lan sadece el sıkarak oy mu istenir!
Kafamı da okşayadın bari o zaman kesin oyum sanaydı!

Buraya kadar 11 cümle ! ile bitmiş. Amma duygulu düşünceli bir yazı olmuş be!
Aha 12 oldu :)



 
Mar
09
Posted (Sami) in Hö Dialogları, Sınıflandıramadıklarım on Mart-9-2009

Fazla yorum yapmayacağım. Söylemek istediğim tek bir şey var. Ummadık taş baş yarar. 15 kişi headshot yedi. Turnuvada çekilmiş bir fotoğraf.



 
Mar
03
Posted (cuneyt) in Sınıflandıramadıklarım on Mart-3-2009

“2. Geleneksel Katırcı PES 09 Kupası” derken yarışma yada turnuva olarak değil ödül olarak verilecek olan kupa anlamında dedim. Büyük emeklerle, zorlu çalışma şartlarında hazırlana kupamız 1. turnuvadaki gibi kötü niyetli kişilerin (Zafer Uğur) elinde kalmamasını umarım. Hak eden alsın yanında götürsün kardeşim. Nesse daha fazla sinirlenmeden yapım aşamamızı resimli olarak anlatmak isterim.

Read the rest of this entry »



 
Mar
02
Posted (Sami) in Cehennemdeki Melek, Sınıflandıramadıklarım on Mart-2-2009

Aşağı yukarı 1.5 ay evvel buzdolabının içine reçel dökülmesiyle başladı herşey (yoksa vişne suyu muydu? Amaan herneyse dıbık dıbık (yapış yapış (bizim orada (Hatay) öyle derler (çüş parantezlere bak lisp (programlama dili) mi yazıyon açıklama mı giriyon)))) birşeydi. Dökülen şey beni rahatsız etse de bu 1.5 aylık süre zarfında temizleme fırsatım olmadı (üşendim desene sen şuna, fırsatı olmamışmış). Araya daha fazla parantez girmeden hızlıca devam ediyorum. 1.5 ay içinde o reçel yavaş yavaş, kararlı kararlı, kendinden emin adımlarla 3. raftan sebzeliğe kadar ilerlemiş. Orada bulunan limonların altına kadar yılan gibi süzülmüş de süzülmüş. Geçenlerde dolabı temizleyeyim dedim (Yine üşeniyordum ama kirlilik öyle bir safaya geldi ki Cüneyt mutfakta dolabı açtığında ben odamda kokudan rahatsız oluyordum). Neyse başladım ben temizliğe tam sebzeliği boşaltıyordum ki o da ne? Limonlar küflenmiş. Daha doğrusu önce reçellenip sonra küflenmişler ama içlerinden biri bu durumdan memnun olsa gerek zevkinden şöyle bir hal almış.