Archive for Aralık, 2009

 
Ara
26
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Aralık-26-2009

Sevgili  günlük, dün gece ben öldüm biliyor musun? Evet evet herkes gibi kalp krizinden. Sen hiç kalp krizinden öldün mü? Önce sol göğsünde hafif bir ağrı oluyor. Sonra kalp atışların yavaşlıyor ve sertleşiyor. Elinle göğsüne dokunmasan bile hissediyorsun kalp atışları. Giderek yavaşlıyor yavaşlıyor. Sonra yığılıveriyorsun yere. Ardından birileri geliyor yanıbaşına kalp masajı/elektroşok vs. Hiç birini hatırlamıyorsun, hissetmiyorsun.  Beyaz ışık, ışığaaa geeeel sesleri falan yalanmış sakin inanma. Saatler sonra gözünü hastanede bir yatak üzerinde açıyorsun. Sanki sadece uyuyup uyanmışsın gibi. Tek fark kendini yorgun ve hasta hissediyorsun. Ne olduğundan habersiz etrafında senin ayılmanı bekleyen sevdiklerine bakıyorsun. Çok geçmeden doktor geliyor yanına durumu anlatıp bundan sonra dikkatli olmanı, eğer fazla efor sarfeder, yorulursan benzer bir durumun tekrar oluşma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor. Artık ip üzerinde, aynı şeyin tekrar olmasından korkarak yaşamaya başlıyorsun. En güzeli de ne biliyor musun? Böyle bir rüya yaşamın değerini hatırlatıyor sana. Sevdiklerinizle birlikte mutlu bir yaşam dileğiyle…

Ek: Ekim 2007 de şöyle bir yazı yazmışım belki ilginizi çeker.



 
Ara
01
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Aralık-1-2009

Giderken

Hatay’a vardıktan sonra eve gitmek üzere taksiye (80 küsür model bir renault (ğöno) ) bindim.  Emniyet kemerini takmaya çalıştım. Anlamadığım bir şekilde sağ tarafımda 3 adet emniyet kemeri kayışı vardı. Hepsini sırayla çekmeye çalıştım ama çekemedim.

Dayıya:

S: Bozuk mu bu?

T: Yok yok gerek yok taksilere zorunlu değil o diğer araçlarda zorunlu.

4-5 dakika sonra o arabayla çevre yolunda 90km/s ‘ye çıktı. Neyseki taksilerde zorunlu değilmiş emniyet kemeri. İçim rahattı o yüzden.

Bayram Sırasında

Hatay’a giderken otobüs terminalindeki kitapçılardan birinden pazarlama ve iş dünyası üzerine 2 tane kitap aldım. Birini giderken bitirdim. Diğerini de gelirken yarıladım. (Şimdi konudan konuya atlamış gibi görüneceğim ama aslında öyle değil) Söylemesi ayıp bayramın 2. günü çiğ köfte vardı yemekte.  Çiğ köftenin yanına kıyma kavururlar. O kıymanın içine maydanoz ve ceviz koyarlar. O cevizleri kırmak üzere annem mutfağa yardıma çağırdı.

S: Kaç tane ceviz kırılacak?

A: Bilmem sen kırmaya başla bakarız.

S: Olmaz öyle! Sen bana adet vereceksin. Ben sana ne kadar sürede bitirebileceğime dair bir teklif vereceğim. Sürede ve fiyatta anlaşırsak başlarım kırmaya.

A: Yok adet madet. Ben tamam deyince bırakırsın kırmayı.

Dönerken

Dönüşte yine taksiye bindim. Bu sefer emniyet kemeri çalışıyordu :). Şu taksiciler çok alem adamlar. Amca durakta beklerken elinde taze demlenmiş davşan kanı sıcacık çay vardı. O soğukta bırakmak istemedi çayı. Bir elinde çay, bir elinde direksiyon yudumlaya yudumlaya eve kadar kullandı :).