Archive for Ocak, 2010

 
Oca
19
Posted (Sami) in Basliksiz on Ocak-19-2010

Hepi topu 3-4 tab açık. Kapatsam da vermiyor zaten. Chromelu günler yakınlarda sanki!



 
Oca
14
Posted (Sami) in Basliksiz on Ocak-14-2010

Bundan önceki yazıları okuduysan ister istemez bu sami de ne kadar bilimden uzak paso geyik muhabbeti çeviren, ne boş beleş insanmış diye düşünebilirsin. Daha önce de söylediğim gibi benim edebiyatçı kimliğimin yanında bir de bilim insanı, ilim sever kimliğim vardır. Son zamanlarda sık sık karamsar bir ruh hali içerisine girip aynı sıklıkla da hayatı sorguluyorum. Bununla da kalsa iyi bu sorgulama çevremde olup bitenlerden sürekli şikayetçi akis* bir insan olmama neden oluyor. İşbu durumdan mütevelli üşenmedim oturdum insanoğlunun en anlaşılmaz organını araştırdım, gözlemledim, inceledim. Neden mi bahsediyorum. BEYİN tabiki. İnsan beyni kabaca 4 kısımdan oluşur. Parietal lob, ön lob, arka lob, yan lob. Bu loblar kendi içersinde belli bir görev için özelleşmiş yapıları barındırır. Mesela ön lobta: Entellüktüel düşünce ve bağlantı alanı, konuşma alanı, motor alanı (bu alan, sözüm meclisten dışarı bazı bayanlarda daha gelişmiştir.) vb… Bu 4 lobtan biri olan yan lobta bulunan adreno-cortigo-bennabuyorum-kortex adı verilen alan ise normalde 1-1.5 ceviz büyüklüğündeyken sağlıksız beslenme, radyasyon, hava kirliliğinin yanı sıra düşük maaş, sürekli aynı işi yapma (bkz kendini tekrar etme) ya da size ait olmayan işlerin üzerinize kalması gibi etkenlerden ötürü kontrolsüz bir büyüme durumuna girebilir.

Şekil 3.5

Şekil 3.5

Şekil 3.5 ‘ta  sağlıklı bir insan beyni ve ben nabuyorum sendromuna yakalanmış bir hastanın beynini görmektesiniz. Şekilden de anlaşılacağı üzere adreno-cortigo-bennabuyorum-kortex alanlarının büyüklük farkı gözle fark edilecek kadar fazladır. Hastalığa yakalanmış insanlarda görülen belirtiler şu şekilde:

  • Sürekli hayatı sorgulama (ben burada ne yapıyorum, amacım nedir gibi soruların sık sık akla gelmesi)
  • Ekseriyetle çevresini eleştirme
  • Mütemadiyen tatminsizlik, boş vermişlik, hiç bir işten zevk alamama
  • Bulunduğu yerden kaçma/uzaklaşma isteği
  • Erasmus stajı yapma düşünceleri
  • Takım arkadaşına bağırma ve laf sokma eğilimleri (genellikle haklı olarak)

Hastalığın ilerleyen aşamalarında halk arasında tembellik diye bilinen  gichin-yerden-kalkhmasuz’a dönüşebilir.  Gereği yapılmadığı takdirde hastanın durumu ciddileşir ve sosyal-beyin ölümü gerçekleşir.

Hastalığın tedavisi kolay olmakla birlikte uzun süre ve özen gerektirir. Hasta mümkün olduğunca sosyal, sağlıklı ve üretken bir yaşam tarzı benimsemelidir. İki kere spor merkezine gittikten sonra hastalığın belirtileri azaldı diye bu eylem bırakılmamalı devam edilmelidir. Eğer sizde ya da çevrenizdekilerden birinde yukarıda bahsi geçen belirtilerden bir ya da bir kaçı görülüyorsa acilen bir uzman hekime gitmeyin! Onun yerine çok fazla gelecek planları yapmadan hayattan zevk almaya bakın, anı yaşayın. Carpe diem yapın ulen!

*Akis: Ters anlıma gelmektedir. Bu kelime Antakya’da sık kullanılmakla birlikte diğer yörelerde genellikle -i hali ile kullanılır. Örn. Hay aksi şeytan!



 
Oca
05
Posted (Sami) in Basliksiz on Ocak-5-2010

Alelacele (bu kelime bitişik yazılıyordur değil mi) evden çıkarsın ya hani

hani yolda hep içinde sanki bir şeyi unutmuşsun gibi bir his olur. Ben işte her zaman öyle hissediyorum.

Düşünüyorum düşünüyorum. Neyi unuttum acaba?

Sence neyi unuttum ben?

Galiba yaşamayı unuttum! Daha doğrusu nasıl yaşanacağını unuttum. Hep bir kararsızlık halleri. Ne yapacağını bilmezlikler…

Orta okuldan eve gelip dertsiz tasasız mutfağın balkonunda cam kenarına oturup gün batımına doğru salça ekmek yemeği özledim.

Size sınav sorusu:
1) Nasıl böyle boşlukta hissetmez insan?
2) Nasıl inancını yitirmez?
İlk soru 60, ikinci soru 40 puan. Süreniz başlamıştır.

Not: İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz.