Archive for the ‘Sınıflandıramadıklarım’ Category

 
Tem
17
Posted (Sami) in Hö Dialogları, Sınıflandıramadıklarım on Temmuz-17-2009

Dün Hizlial.com’da arkadaşım Murat kampanya olduğunu söyledi. Kodak EasyShare C1013 dijital fotoğraf makinasını 250TL yerine 50TL’ye satıyorlarmış. Siteye girdiğimde satışın 13:00-13:30 arası olduğunu belirten bir resim vardı anasayfalarında. Neyse beklemeye koyulduk topluca. 13:00-13:30 arası sayfaya her girdiğimizde biraz bekletip Error.aspx isimli hata sayfasına yönlendirdi bizi.Yaklaşık 13:20 ‘ye kadar durum bu şekildeydi. 13:20 gibi anasayfalarındaki kampanya duyurusundaki saatin 14:00-14:30 olarak değiştirildiğini fark ettik. Aynı durum 14:00-14:30′da da tekrarladı. Birer saatlik periyotlarla kampanya duyurusundaki satış saati 1 saat ileri alındı ve 18:45′e kadar ertelenmeye devam edildi. Son girilen kampanya duyurusunda satışın 18:45-19:00 arasında olacağı yazılıydı. 18:45′te doğal olarak yine error.aspx sayfasına yönlendirildik. Tekrar tekrar denememizin ardından 18:55′te ürün sayfası açıldı. Ürünü sepete eklemeye kalktığımızda yine error.aspx sayfasına yönlendirildik. Bu durum 19:01 e kadar devam etti. Saat 19:00′da açılmayan site saat 19:01′de gayet güzel takılmadan açılmaya başladı. Bu durum insanı biraz işkillendiriyor tabi. Ya engin yazılım mühendisliği yöntemleriyle kodlanan ve gelişmiş donanımlar üzerinde çalışan site aktif kullanıcı sayısı 9-10 olunca nefes alamıyor, göçme durumuna geliyor. Ardından saatlerin 19:01′i göstermesiyle 5 kullanıcı siteden ayrılıyor ve her şey normale dönüyor. Ya da Hizlial.com’un mühendisleri yanlışlıkla kampanyalarda aşağıdaki gibi bir kod kullanıyorlar!

protected void Page_Load(object sender, EventArgs e)
    {
        DateTime zaman = DateTime.Now;
        if(OnlineZiyaretci>5)
        {
            if((zaman > Convert.ToDateTime("16.07.2009 13:00:00")
                && zaman < Convert.ToDateTime("16.07.2009 13:30:00"))
                || (zaman > Convert.ToDateTime("16.07.2009 14:00:00")
                && zaman < Convert.ToDateTime("16.07.2009 14:30:00"))
                || (zaman > Convert.ToDateTime("16.07.2009 15:00:00")
                && zaman < Convert.ToDateTime("16.07.2009 15:30:00"))
                || (zaman > Convert.ToDateTime("16.07.2009 16:00:00")
                && zaman < Convert.ToDateTime("16.07.2009 16:15:00"))
                || (zaman > Convert.ToDateTime("16.07.2009 17:00:00")
                && zaman < Convert.ToDateTime("16.07.2009 17:15:00"))
                || (zaman > Convert.ToDateTime("16.07.2009 18:00:00")
                && zaman < Convert.ToDateTime("16.07.2009 18:30:00"))
                || (zaman > Convert.ToDateTime("16.07.2009 18:45:00")
                && zaman < Convert.ToDateTime("16.07.2009 19:00:00")))
            {
                System.Threading.Thread.Sleep(10000);
                Response.Redirect("~/Error.aspx");
            }
        }       

    }


 
Haz
04
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Haziran-4-2009

Y Mi Banda Toca El Rock
Y mi banda toca el rock
y lo demas cuando lo piden
sabemos bien que aqui
hacer de todo lo exigen
y es un rock bambino
un sabor mas bien latino
esta musica es esperanza
esta musica es pasion
si es como un tren que ha pasado
con un cargo de emociones
nos paso en la estacion
pero dormiamos sentados
y mi banda toca el rock
por que nos ve y porque no puede
y porque falta reir
por correr tras su quimera
y no despierten no, no, no, todavia no
y no nos paren no, no, no, todavia no
y mi banda toca el rock
y cambia cada cuando lo piden
desde que entras el mismo
casi siempre lo exigen
lo esperan en la colina
con la musica latina
nos veran tambien bailando
y mil vueltas van buscando
nos espera en la frontera
con el auto bloqueado
mas el rock habra pasado
la musica ha llegado
es un rock, bambino
un sabor mas bien latino
y asi su pasaporte
lo seguimos corriendo fuerte
que penetra en los muros
hace brecha en la puerta
hasta el fondo el te dice
que tu alma no esta muerta
y no despierten no, no, no, todavia no
y no nos paren no, no, no, todavia no
y mi banda toca el rock
es una eterna salida
llega bien en ondas medias
y en frecuencia modulada
es un rock bambino
un sabor mas bien latino
esta musica es esperanza
esta musica es pasion
si es como un tren que ha pasado
con un cargo de emociones
nos paso en la estacion
pero dormíamos sentados
y mi banda toca el rock
por que nos ve y porque no puede
y porque falta reir
por correr tras su quimera
y no despierten no, no, no, todavia no
y no nos paren no, no, no, todavia no



 
May
17
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mayıs-17-2009
  • Kuşlar sabah 3.5 - 4.5 da çok güzel sohbet ediyorlar.
  • Yıldızlar karanlıkta daha güzel parlıyorlar. Bazen karanlıkta olmak da güzel.(*)
  • Ağaçlar 0² alıp CO² verseler de geceleri daha güzel kokuyorlar.
  • Sabah 4′te çıkan ekmeğin kokusu günün diğer saatlerinde çıkan hiç bir ekmekte yok.
  • (Kankaaaaaaa ve Kamil bu lafım size) Arkadaşla sahahlayıp 4 civarında açık havada yapılan muhabbette bir şeyler var. 300 metre öteden gelen ekmeğin kokusundan mı bilmem tadı bir başka.
    Artı sabahın 4′ünde kalkıp kankanın evine gidip bir kaç saat sonra girecek olduğun ve de çalışmadığın tarih yazılısını düşünmeden çatıda göktaşı yağmurunu izlemek de pek keyifli.
  • Yazın kan ter içinde kalkıp dolaptan alınan ve sabahın 4′ünde balkonda çevreyi izlerken yudumlanan 1 bardak su gün içinde içilen 8 bardak su gücünde.
  • Bazen dua ediyorum. 3.5-4.5 arası 7-8 saat sürsün diye.

* Yazın bunu bir kenara. Yıllar sonra atasözü diye kaktırmaya çalışırlarsa hayır o deyiş dersiniz.



 
May
13
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mayıs-13-2009


3 Hafta önce Kamil, Zafer, Cüneyt, ben çamlığa çıktık. 3. çeşmenin yanında bir yalak var. O yalağın içinde kurbağa larvaları vardı. Cüneyt ile 9 tanesini su şişesine koyup eve getirdik . Zafer de 2 tane aldı. Öğrendim ki Zafer balık yemiyle boğarak öldürmüş yavrucağızları. 2-3 gün yaşamışlar sadece. Neyse aldık larvaları evin baş köşesine kavanoza koyduk, yanına da birazcık yosun koyduk. 2 hafta hiç yemek vermeden yaşadılar. Yosun ile idare ettiler galiba. 2 haftanın sonunda bilgi işleme getirdim. Bir hafta da masamda yaşadılar yemek vermeden. Cuma günü kraker yerken bir parça atıverdim kavanoza baktım deli gibi kapışıyorlar. Biraz besledim bıraktım. Pazar günü bilgi işlemde mesaiye kaldık Selim ile. Baktım bizim larvaların bacakları çıkmış hem de 3 günde. Hatta birisinin elleri bile oluşmaya başlamış sevindim. Biraz daha kraker verdim.Yine deli gibi kapıştılar. Pazartesi günü biraz daha kraker verdim. Öğleye kadar bir şeyleri yoktu ama öğleden sonra baktım yemeğe devam ediyolar. Yiyenler mefta oluyor. Erkan ile alel acele göle götürdük. Göle gidene kadar 6sı sizlere ömür. Ancak 3 tanesini sağ salim göle bıraktık. Acım büyük aaa dostlar yavrularımı kendi ellerimle öldürdüm :( :agla:



 
May
10
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mayıs-10-2009

Giden günlerden birinde Cüneyt ile birlikte Mahmut abinin arabasını Eğitim Fakültesi’ne bırakmak üzere oto parktan geçerken arabaların arasında uyuyan 5 köpek gördüm. Dedim şunları bir seveyim, eccük insanlık görsünler, sevgi görsünler ama lanet olsun içimdeki hayvan sevgisine! Köpeklerden birine kafasını okşamak için elimi uzattım birden ayaklandı dişleri çıkartıp havlamaya başladı. Kendi havladığı yetmezmiş gibi diğer 4 köpeği de uyandırdı. 5 köpek çevremi sarıp hırlamaya, havlamaya başladılar. Kaçmadım. Malum kaçan kovalanır diye atasözümsü bir söz var. Yoksa gönül işleri için miydi o laf?:).

Aha dedim sona ulaştık, şerefsizin eniği ısıracak bacağımı. Bir elim havada şşşt pşşşt diye bağıra bağıra yavaş yavaş arabaya yollandım.Neyseki hiç biri yanlış yapmadı.

Hep senin yüzünden altı üstü kafanı okşayacaz bir iki o kadar ama yalnız yakalamaz mıyım ben seni?! Zehirlemez miyim? Kafana voleyi çakmaz mıyım?! Çakmam tabi ki! Köpek kadar güzel hayvan var mı ya! Şereeef özledim seni bea. Her ne kadar mutfağa sıçsan da, notebookumun tuşlarını çıkartsan da, kemerimi, nargilemi kemirip bok etsen de…özledim seni bea.

Ek: Olayı uzaktan izleyen Günay’ın dediğine göre korkmuyor görünmüşüm. Bkz. İçin için yusuf hali.

Ek2: Bacağımı köpek ısırmadı ama ertesi hafta sonu bisikletle giderken zincir bir alt çarka geçti. Ayakta sürüyordum. Zavallı bacağım çarka sıkıştı.



 
Nis
26
Posted (Sami) in Hö Dialogları, Sınıflandıramadıklarım on Nisan-26-2009

Bugün Cüneyt ile kahvaltıda Bayan Türkiye 2009 güzellik yarışması kampını ve oradaki güzellerle yapılan ropörtajları izliyorduk. Adını hatırlamıyorum ama 9 numaralı İngiliz dili ve edebiyatı okuyan güzele sorulan soru ve aramızda geçen diyalog şu şekilde:

Muhabir: İngiliz edebiyatında en çok hangi yazarları seviyorsun?
9 nolu güzel: Öncelikle tabi ki Shakespeare. Shakespeare zamansız bir yazar bla bla bla.
Cüneyt: Nasıl yani will, would falan yok mu ? :)
Ben: Heaa benim Portekicem gibi işte zaman yok, çekim ekleri yok, kibar çekimler yok (siz - você gibi) herşey senli benli, hep mastar hep mastar :)



 
Nis
03
Posted (Sami) in Hö Dialogları, Sınıflandıramadıklarım on Nisan-3-2009

Yapmayın arkadaşlar (özellikle erkekler) hepiniz izlediniz biliyorum. Çoğunuzu gördüm aduket pozisyonu almış elinizle arabaya doğru COME HOME DALGASIII diye bağırıyordunuz. İnkar etmenin faydası yok ;) Evet evet dragon ball’dan bahsediyorum. Ben de bağırıyordum tabi ama hiç bir arabayı havaya uçuramadım :( Nerden aklıma geldi bu çizgi film? Biraz evvel uykulu bir halde Zaferlerin oradan eve yürüyerek geldim.  1 km lik yol öyle uzun geldi ki. İçimden dedim ki. Allahım dedim. Nolur songokunun bulutundan bir tane gelse beni alsa eve götürse. Hem yolda da kestirrim biraz dedim ama duam kabul olmadı eve kadar yürüdüm :(



 
Mar
30
Posted (Sami) in Hö Dialogları, Sınıflandıramadıklarım on Mart-30-2009

Açıklama yapmadan seçimle ilgili iki bağlantı paylaşacağım.

http://www.haberturk.com/haber.asp?id=137478&cat=200&dt=2009/03/30

Bu da haberin ekşi sözlükteki yorumları.

Paylaşımı için Günay’a teşekkürler.



 
Mar
26
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mart-26-2009


Ne derece doğrudur bilemem bana da kardeşim Nida gönderdi. İlginç geldi.

Selam,zeytin çekirdeği mucizesini bir arkadaşım bana göndermiş bende
sizlerle paylaştım. Yarın ilk işim kahvaltıda bunu denemek.zeytin yağı
zaten şifa kaynağı.çekirdeği neden olmasın..!!hele de zeytinini kendi
yapanlar çekirdeği daha da rahatlıkla kullanabilirler.eğer işlenmemiş
zeytin yemek istiyorsanız yeşil ve kahverengi zeytin tercih edin.siyah
zeytini daha kolay işlediklerinden içinde hile olabilir.Küçük bir
ayrıntı.(bildiğim
kadarıyla)işlenmemiş siyah zeytinin çekirdeği kahverengi
tondadır.çekirdek,hiçbir zaman tam siyah olmaz.olursa kimyasal karışmış
demektir.umarım ihtiyacı olanlar şifa bulurlar.
Mustafa Gürelli

Arkadaşlar kendi hayatımda ve yakınlarımın hayatında yaklaşık 5 yıldan
beri denenmiş olan
ve hiç bir yan etkisi olmayan mucizevi bir tedavi yöntemini paylaşmak
istiyorum.
Yıl 2003 de ben hemeroid ameliyatı için gün almış ameliyat gününü
beklerken o günlerin çabuk geçmesi ve bir an önce çektiğim acılardan
kurtulmak için günün 24 saatini dua ederek geçiriyordum.
Midemde gasrtrit, bağırsak tembelliğine bağlı kabızlık ve buna bağlı
olarak da hemeroid vardı ve bunlar çok ilerlemiş bir durumda idi…
Her ne yersem yiyeyim boğazıma kadar bir yanma ve çok şiddetli sancılar
çekiyordum.
Bir gün arkadaşlarımdan birisi ile kahvaltıda buluştuk ve o iştahla
çeşitli yiyecekleri yerken ben çay içerek her zaman olduğu gibi kahvaltıyı
geçiştirmeye çalışıyordum.
Bu durumu görünce neden yemediğimi sordu bende ona detayları ile çektiğim
sıkıntıları anlatınca bana zeytin çekirdeklerini çıkarmayıp yutmamı
söyledi,önce şaka yaptığını sandım ama onun çekirdeklerin hiç birini
çıkarmayıp yuttuğunu görünce inandım.
Bende kahvaltıya başlayıp çekirdekleri yutmaya başladım.
Çok ilginçtir yıllardır sabah kahvaltılarını çay içerek geçiştirdiğim
halde boğazıma kadar yanmalar hissetmeme rağmen o gün midemde yanma olmadı
kahvaltıdan taklaşık yarım saat kadar sonra midemden saf zeytinyağı kokusu
geldiğini hissettim.
Arkadaşıma midede çekirdeğin erimeyeceğini zaten rahatsız olduğumu
söylediğimde bana mide özsuyunun zeytin çekirdeğini çok kısa bir sürede
parçalayarak saf zeytinyağına ve şifalı yağlara ulaşıldığını geriye kalan
posanın ise bağırsakları onarararak rahatlattığını dolayısı ile kabızlığın
ve hemeroidinde tedavi olduğunu yanı sıra damar sertliğinden hazımsızlığa
kadar bir çok derde şifa olduğunu söyledi..
İlk önce bütün bunların hayal olduğunu düşünmeme rağmen bu konuda şifa
bulmak için katlandığım eziyetleri hatırlayınca bunun çok daha kolay
olduğunu düşünerek çekirdekleri yutmaya devama ettim …
ilk 15 günde midemdeki yanmalar ve gastritin yumuşadığını ve yok olduğunu,
hemeroidimin verdiği ıstırapların son bulduğunu gördüm.Her geçen gün
onlarca zeytin çekirdeğini yutarak sağlığıma biraz daha kavuştum.Bu arada
ameliyatımı iptal ettim ve halen bu mucizevi ve hiç bir yan etkisi olmayan
ilacı yutmaya devam ediyorum.3 aylık bir sürenin sonunda cildimdeki
matlığın yerini bir parlaklık ve bütün ıstıraplarımın yerini bir mutluluk
aldı.
Yaklaşık 6 seneden beri etrafımda bu dertlerden muzdarip olan onlarca
kişiye tavsiye ettim ve hiç  firesiz hepside şifa buldu,inanın benim
5 ve 11 yaşlarında iki oğlum var onlar bile yutarlar yedikleri zeytinlerin
çekirdeğini.
Arkadaşlar sonsuz şifa kaynağı bir ilaç hiç bir yan etkisi yok ben
yıllardır taştan sert şeyleri bile eritiyorum ve hiç bir sıkıntım kalmadı
inanın migren ağrılarında bile çok mükemmel sonuçlar veriyor.
Yapmanız gereken şey yediğiniz tüm zeytinlerin çekirdeklerini yutmak sayı
sınırı yoktur.
Yalnız zeytin meyvesini çiğneyip çekirdeğini yutun zira meyveyi olduğu
gibi yutarsanız mide zeytinin dışındaki ince zarı eritemiyor ve olduğu
gibi dışarı atmaya çalışıyor.
Ve size hiç bir yararı olmaz
Meyve bölümünü yedikten sonra kalan çekirdeğini yutacaksınız.
Bana sadece Allah razı olsun derseniz yeter biz onlarca insan bu olayı tüm
çevremize yayıyoruz her kes istifade etsin hem çok ucuz hem çok etkili
kalın sağlıcakla…



 
Mar
17
Posted (Sami) in Sınıflandıramadıklarım on Mart-17-2009

Bugün çayları karıştırırken fark ettim. Herkes çayını saat yönüne ben ise saat yönünün tersine karıştırıyorum. Nedense diğer yöne karıştırırken zorlanıyorum.  Biraz coğrafya bilgimi tazeleyim dedim. Avustralya’ya taşınmaya karar verdim.