Archive for the ‘Basliksiz’ Category

 
Mar
26
Posted (Sami) in Basliksiz on Mart-26-2009


Ne derece doğrudur bilemem bana da kardeşim Nida gönderdi. İlginç geldi.

Selam,zeytin çekirdeği mucizesini bir arkadaşım bana göndermiş bende
sizlerle paylaştım. Yarın ilk işim kahvaltıda bunu denemek.zeytin yağı
zaten şifa kaynağı.çekirdeği neden olmasın..!!hele de zeytinini kendi
yapanlar çekirdeği daha da rahatlıkla kullanabilirler.eğer işlenmemiş
zeytin yemek istiyorsanız yeşil ve kahverengi zeytin tercih edin.siyah
zeytini daha kolay işlediklerinden içinde hile olabilir.Küçük bir
ayrıntı.(bildiğim
kadarıyla)işlenmemiş siyah zeytinin çekirdeği kahverengi
tondadır.çekirdek,hiçbir zaman tam siyah olmaz.olursa kimyasal karışmış
demektir.umarım ihtiyacı olanlar şifa bulurlar.
Mustafa Gürelli

Arkadaşlar kendi hayatımda ve yakınlarımın hayatında yaklaşık 5 yıldan
beri denenmiş olan
ve hiç bir yan etkisi olmayan mucizevi bir tedavi yöntemini paylaşmak
istiyorum.
Yıl 2003 de ben hemeroid ameliyatı için gün almış ameliyat gününü
beklerken o günlerin çabuk geçmesi ve bir an önce çektiğim acılardan
kurtulmak için günün 24 saatini dua ederek geçiriyordum.
Midemde gasrtrit, bağırsak tembelliğine bağlı kabızlık ve buna bağlı
olarak da hemeroid vardı ve bunlar çok ilerlemiş bir durumda idi…
Her ne yersem yiyeyim boğazıma kadar bir yanma ve çok şiddetli sancılar
çekiyordum.
Bir gün arkadaşlarımdan birisi ile kahvaltıda buluştuk ve o iştahla
çeşitli yiyecekleri yerken ben çay içerek her zaman olduğu gibi kahvaltıyı
geçiştirmeye çalışıyordum.
Bu durumu görünce neden yemediğimi sordu bende ona detayları ile çektiğim
sıkıntıları anlatınca bana zeytin çekirdeklerini çıkarmayıp yutmamı
söyledi,önce şaka yaptığını sandım ama onun çekirdeklerin hiç birini
çıkarmayıp yuttuğunu görünce inandım.
Bende kahvaltıya başlayıp çekirdekleri yutmaya başladım.
Çok ilginçtir yıllardır sabah kahvaltılarını çay içerek geçiştirdiğim
halde boğazıma kadar yanmalar hissetmeme rağmen o gün midemde yanma olmadı
kahvaltıdan taklaşık yarım saat kadar sonra midemden saf zeytinyağı kokusu
geldiğini hissettim.
Arkadaşıma midede çekirdeğin erimeyeceğini zaten rahatsız olduğumu
söylediğimde bana mide özsuyunun zeytin çekirdeğini çok kısa bir sürede
parçalayarak saf zeytinyağına ve şifalı yağlara ulaşıldığını geriye kalan
posanın ise bağırsakları onarararak rahatlattığını dolayısı ile kabızlığın
ve hemeroidinde tedavi olduğunu yanı sıra damar sertliğinden hazımsızlığa
kadar bir çok derde şifa olduğunu söyledi..
İlk önce bütün bunların hayal olduğunu düşünmeme rağmen bu konuda şifa
bulmak için katlandığım eziyetleri hatırlayınca bunun çok daha kolay
olduğunu düşünerek çekirdekleri yutmaya devama ettim …
ilk 15 günde midemdeki yanmalar ve gastritin yumuşadığını ve yok olduğunu,
hemeroidimin verdiği ıstırapların son bulduğunu gördüm.Her geçen gün
onlarca zeytin çekirdeğini yutarak sağlığıma biraz daha kavuştum.Bu arada
ameliyatımı iptal ettim ve halen bu mucizevi ve hiç bir yan etkisi olmayan
ilacı yutmaya devam ediyorum.3 aylık bir sürenin sonunda cildimdeki
matlığın yerini bir parlaklık ve bütün ıstıraplarımın yerini bir mutluluk
aldı.
Yaklaşık 6 seneden beri etrafımda bu dertlerden muzdarip olan onlarca
kişiye tavsiye ettim ve hiç  firesiz hepside şifa buldu,inanın benim
5 ve 11 yaşlarında iki oğlum var onlar bile yutarlar yedikleri zeytinlerin
çekirdeğini.
Arkadaşlar sonsuz şifa kaynağı bir ilaç hiç bir yan etkisi yok ben
yıllardır taştan sert şeyleri bile eritiyorum ve hiç bir sıkıntım kalmadı
inanın migren ağrılarında bile çok mükemmel sonuçlar veriyor.
Yapmanız gereken şey yediğiniz tüm zeytinlerin çekirdeklerini yutmak sayı
sınırı yoktur.
Yalnız zeytin meyvesini çiğneyip çekirdeğini yutun zira meyveyi olduğu
gibi yutarsanız mide zeytinin dışındaki ince zarı eritemiyor ve olduğu
gibi dışarı atmaya çalışıyor.
Ve size hiç bir yararı olmaz
Meyve bölümünü yedikten sonra kalan çekirdeğini yutacaksınız.
Bana sadece Allah razı olsun derseniz yeter biz onlarca insan bu olayı tüm
çevremize yayıyoruz her kes istifade etsin hem çok ucuz hem çok etkili
kalın sağlıcakla…



 
Mar
17
Posted (Sami) in Basliksiz on Mart-17-2009

Bugün çayları karıştırırken fark ettim. Herkes çayını saat yönüne ben ise saat yönünün tersine karıştırıyorum. Nedense diğer yöne karıştırırken zorlanıyorum.  Biraz coğrafya bilgimi tazeleyim dedim. Avustralya’ya taşınmaya karar verdim.



 
Mar
13
Posted (Sami) in Basliksiz on Mart-13-2009

Şanslı rakamlar 2 5 29 38 41 51. Bilmeyen yoktur gerçi. İnsanları anlamakta zorlanıyorum bazen. Bugün tog’un toplantısı için Meryemlere giderken yolda sayısal loto bayisinin önündeki kuyruğu görünce gözlerime inanamadım. 100-150 kişi (attım tabi ki) sayısal loto oynamak için sıra bekliyor. Kendime sormadan edemedim. İnsanlar neden sayısal loto devrettiği zamanlarda böyle abanırlar gişelere de normal zamanalarda oynamazlar. Bu kadar mı aza tamah etmeyen bir milletiz?! Bu abanmanın altında yatan düşünce ne?
-Ne 3.000.000 TL mi ? Amaaan 3 trilyon için oynadığıma değmez iyisi mi devretsin bir kaç defa 50 trilyon olduğunda oynarım.
Herkes böyle düşünmüş olacak ki bayinin önündeki o kuyruğun uzunluğu 50m yi geçmiş. Aylık geliri 1.000 lira olan insan için 3.000.000 TL ile 50.000.000 TL nin pek farkı yok. İkisini de aynı şekilde ifade ediyoruz. “DELİ PARA BE!”
(Birini 250 yılda diğerini 4167 yılda kazanabiliyoruz ancak. Aynı şey! İkisine de ömür yetmez!)

Bazı akşamlar haberleri izliyorum. Ulan bir belediye başkan adayı da
“Şehrimizde x,y,z sorunları var. Bunları a,b,c yöntemleriyle çözebiliriz.”
ya da
“Şehrimize x,y,z yatırımlarını yapacağız.”
diye konuşsun. Yapacaklarından bahseden, şehirle ilgili güzel düşünceleri, planları olan bir Allah kulu yok mu koca ülkemde?! Yoksa halk buna değil de kim rakibine iyi laf sokarsa, rakibini suçlarsa, çamura yatarsa ona mı veriyor oyunu?!

-Hey be X’e bak nasıl da laf soktu Y’ye. Gediğine oturttu valla cuk deyi. İyisi mi oyumu ben X’e vereyim.
-Ohaa X neler neler yapmış meğer. Y’de hepsinin belgeleri varmış, bir tomar hem de. Vaz geçtim oyumu Y’ye veriyorum.

Böyle mi düşünüyoruz? Delirtmeyin lan adamı! Tabi senin oyun çobanınkiyle bir olmaz. Çobanınkini bozdurmak lazım seninkinden 3-5 tane alabilmek için!
Geçenlerde adayın biri PAÜ Bilgi İşleme geldi. Kalabalık bir ekip, böyle takım elbiseler içinde falan. Neyse herkesle tokalaştı. Oy istedi.
Lan sadece el sıkarak oy mu istenir!
Kafamı da okşayadın bari o zaman kesin oyum sanaydı!

Buraya kadar 11 cümle ! ile bitmiş. Amma duygulu düşünceli bir yazı olmuş be!
Aha 12 oldu :)



 
Mar
09
Posted (Sami) in Basliksiz, Hö Dialogları on Mart-9-2009

Fazla yorum yapmayacağım. Söylemek istediğim tek bir şey var. Ummadık taş baş yarar. 15 kişi headshot yedi. Turnuvada çekilmiş bir fotoğraf.



 
Mar
03
Posted (Sami) in Basliksiz on Mart-3-2009

“2. Geleneksel Katırcı PES 09 Kupası” derken yarışma yada turnuva olarak değil ödül olarak verilecek olan kupa anlamında dedim. Büyük emeklerle, zorlu çalışma şartlarında hazırlana kupamız 1. turnuvadaki gibi kötü niyetli kişilerin (Zafer Uğur) elinde kalmamasını umarım. Hak eden alsın yanında götürsün kardeşim. Nesse daha fazla sinirlenmeden yapım aşamamızı resimli olarak anlatmak isterim.

Read the rest of this entry »



 
Mar
02
Posted (Sami) in Basliksiz, Cehennemdeki Melek on Mart-2-2009

Aşağı yukarı 1.5 ay evvel buzdolabının içine reçel dökülmesiyle başladı herşey (yoksa vişne suyu muydu? Amaan herneyse dıbık dıbık (yapış yapış (bizim orada (Hatay) öyle derler (çüş parantezlere bak lisp (programlama dili) mi yazıyon açıklama mı giriyon)))) birşeydi. Dökülen şey beni rahatsız etse de bu 1.5 aylık süre zarfında temizleme fırsatım olmadı (üşendim desene sen şuna, fırsatı olmamışmış). Araya daha fazla parantez girmeden hızlıca devam ediyorum. 1.5 ay içinde o reçel yavaş yavaş, kararlı kararlı, kendinden emin adımlarla 3. raftan sebzeliğe kadar ilerlemiş. Orada bulunan limonların altına kadar yılan gibi süzülmüş de süzülmüş. Geçenlerde dolabı temizleyeyim dedim (Yine üşeniyordum ama kirlilik öyle bir safaya geldi ki Cüneyt mutfakta dolabı açtığında ben odamda kokudan rahatsız oluyordum). Neyse başladım ben temizliğe tam sebzeliği boşaltıyordum ki o da ne? Limonlar küflenmiş. Daha doğrusu önce reçellenip sonra küflenmişler ama içlerinden biri bu durumdan memnun olsa gerek zevkinden şöyle bir hal almış.



 
Şub
13
Posted (Sami) in Basliksiz, Hö Dialogları on Şubat-13-2009

Arkadaşım Merve’den gelen cevabı yorum olarak değil de yazı olarak yayınlamaya karar verdim.
Erkekler Nasıl Kadınlardan Hoşlanır yazısını okumayanlara öncelikle bu yazıyı okumalarını tavsiye ederim.

İşte Merve’nin yorumu. Read the rest of this entry »



 
Şub
11
Posted (Sami) in Basliksiz, Hö Dialogları on Şubat-11-2009

Anneleri gibi tabi ki!

Okumadan önce belirtmek isterim.

  • Anlattıklarım bir kişiye ya da kişilere ithafen yazılmamıştır.
  • Sanatsal bir değeri yoktur.
  • Doğru-yanlış gibi bir olgu söz konusu değildir. Kişiden kişiye değişen düşüncelerden öteye gitmemiştir.

Read the rest of this entry »



 
Oca
24
Posted (Sami) in Basliksiz, Hö Dialogları on Ocak-24-2009

Geçtiğimiz Pazar günü evi temizlerken kendimi iyi hissetmemeye başladım. Akşam öksürüğüm arttı ve biraz da üşüme hissi vs… Pazartesi günü yataktan kalmayacak hale geldim dolayısıyla işe gidemedim tabi. Konu açılmışken Sami mis gibi tatil yapıyor ooohhh düşüncesine kapılan, hemen tebeşir tozu çakıp işten kaçan arkadaşlar isimlerinizi biliyorum :).

Pazartesi yatak döşek şeklinde geçti. Salı günü de aynı etkiler devam edince aile hekimime gitmeye karar verdim. Salgın gibi yayılmış meğer. Aile hekimliği uygulaması olmasına rağmen sabah saat 10:30′a kadar 75 kişi gelmiş. Neyse sıram geldi. Muayenemi oldum. (Unutturma da yazının sonunda bir hikaye anlatacağım.) İlaçları almak için hemen muayenehanenin altındaki eczaneye uğradım. Eczanede ben gibi Hataylı bir delikanlıyla tanıştım. Evdeyken ara ara üşüme geldiğinden ateşim olabilir diye düşünüp ilaçların yanında termometre de istedim. Evde öyle bir beklentim yoktu ama yine de ateşimi ölçeyim dedim. Aman tanrıııım 39. Tekrar yatak döşek halleri. Akşam Cüneyt işten döndü. Malum hastayım yataktan kalkamıyorum. En ufak ricamda bana bağırmalar, çağırmalar. Neymiş acıtasyon yapıyormuşum. Sanki keyfimden yapıyorum. İlacın yan etkisi o Cüneyt.

İşte belge. İşte kanıt. Bu arada ilacın yan etkileri gerçekten hissediliyor. İlacı almaya başladığımdan beri üzerimde bir stres, bir sinirlilik hali. En ufak, en sıradan şeylere deli gibi sinirleniyorum. Sıradan gündelik olay, Cüno ile PES09 oynuyoruz. Cünoyla aynı takımdayım (Master League). Hastalığıma rağmen çok başarılı bir şekilde top çalıyorum, adam geçiyorum. Asist olması gereken paslar veriyorum ama Cüneyt ya kaptırıyor ya dışarı atıyor. Dediğim gibi günlük sıradan, sürekli gerçekleşen olaylar ama nasıl sinirleniyorum. Yeni aldığım çift titreşimli gamepadimle Cüneytin kafasına kafasına çakasım geliyor. Allah’tan Ayşe (Cüno’nun yavuklusu) falan arıyor da Cüneyt 3-4 dakikalığına oyundan çıkıyor. Hemen beraberlik ardından öne geçmeler falan sinirimi öyle bastırıyorum. Bir de artık öğrendim Cüneyt’e ceza sahasına geç diyorum orta kesecem diyorum. %35 Orta %65 şut bir karışım hazırlıyorum. Cüneyt’in içeride beklettiği adamın kafasına çarptırıp golümü atıyorum. Hem Cüneyt kendi attı zannediyor seviniyor. Hem de ben gol kaçırmadığımız için sinirlenmiyorum.

Pazar günü temizilik yaptığımı söylemiştim ya. Hepsi boşa gitti. Perşembe günü sokakta yürüyen herkes deli gibi tokat yedi. Saatteki hızı 396km/sa’i bulan rüzgar (tabi ki attım) sayesinde mühendislik fakültesinden rektörlüğe kadar sadece 4 adımda vardım (biz de yedik). Malum çatı katında oturuyoruz. (Yok yok daldan dala atlamadım şimdi topluyorum) Çatı katlarının yalıtımını genelde adam gibi yapmıyorlar. Böyle rüzgarlı havalarda çatıyla tavan arasında kalan bütün tozlar tavanın eklem yerlerinden resimdeki karlı küredeki gibi evin içine yağıyor. Neyse. Sen hatırlatmadın ama ben unutmadım. 2006 ya da 2007 yılındayız. 1 sene önce ayağımda beyaz, sert bir nokta oluşmuştu. Ayakkabıyı bir kaç defa çıplak ayak ile giymek zorunda kalmıştım. Ondan olduğunu düşünüyordum. Neyse Türkiye’ye geldiğimde Hatay’daki evimizin yakınındaki sağlık ocağına gittim. Sıram geldi. Hal ve hareketlerininden kıç… neyse yazmayacağım (kendini beğenmiş işte).  Neyse sıram geldi girdim içeri. Kadına ayağımda çıkan zımbırtıyı anlattım. Ayakkabımı, çorabımı çıkarttım. Doktor uzaktan şöyle baktı. Kendinden gayet emin bir şekilde basur bu dedi. Kadın o kadar emindi ki inandım. Eyvah dedim. Durduk yere şimdi kıçımın üzerine oturamayacağım. Neyse yerinden kalkma zahmetinde bulunup yakından baktı evet nasır bu dedi. İçim rahatladı artık oturabilecektim ama bu sefer de yürüyemeyecektim. Verdiği ilacı gittim eczaneden aldım. İlacı prospektüste tarif edildiği gibi kullanmaya başladım. Beyaz leke büyümeye tahriş olmaya ve acımaya başladı. 1 senedir beni rahatsız etmeyen şey canımı yakmaya başladı. İlaca bir iki gün daha devam ettim. Artık ayağımın üzerine basamayacak duruma gelmiştim neredeyse. Artık gerçekten bir nasırım vardı. Kadının verdiği tam anlamıyla bir nasır ilacıydı. Nasırın olsun istiyorsan alıyorsun o ilaçtan düzenli kullanımda bir haftaya kalmaz tam istediğin gibi bir nasırın oluyor. Acıya daha fazla dayanamayınca ilacı bıraktım. Bir kaç gün içinde nokta küçüldü. Bir iki ay sonra da kayboldu. Artık çekinmeden söyleyebilirim. “Beni de Türk hekimlerine emanet ediniz.”

Yukarıda söylemeyi unuttum. Hastalığımda beni yalnız bırakmayan ziyaretime gelen tüm arkadaşlarıma ( Erkan, Serkan, Süleyman abi (çorba süperdi;) ), Murat, Ceyda, Merve, Gökhan, Zafer, Kamil, Yunus, Adem, Mevlüt, Alp Eren)* çok teşekkür ederim İyi ki varsınız. Aynısı ziyaretime gelemeyen, arayan, mesaj gönderen ve bir yolla iyi dileklerini ileten (Fatmana, Sema, Ömer, Yeşim ve adını yazmayı unuttuğum) tüm arkadaşlarım için de geçerlidir. İyi ki varsınız.

*Ziyaret sırasına göre yazılmıştır :p



 
Ara
12
Posted (Sami) in Basliksiz on Aralık-12-2008

Kardeşim Nida küçükken (tahminen 2-4 yaşlarındayken)  kurban bayramında koçun kesimini gördükten bu yana adam gibi et yemiyor. Benzer durumların tekrarlanmaması ve küçüklerin etkilenmemesi için bizimkiler biraz daha dikkatli davranıyorlar. Aşağıdaki konuşma kuzenimin (Samih) oğlu Çağan (2-3 yaşlarında), Fatih Amcam ve Kadir’in (kuzen) arasında geçiyor.

Koyun kesildikten sonra yerde bir yandan derisi yüzülüyor. Bir yandan da ayaklarını kırıyorlar. Bu sırada Çağan sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

F: Koyunun ayakkabılarını çıkartıyorlar.

Koyunun kafası kesilirken Çağan tekrar sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

F: Koyunun şapkasını çıkartıyorlar

Koyunun derisi de bir yandan yüzülüyor tabi. Çağan tekrar sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

K: Koyunun montunu çıkartıyorlar.

Daha sonra evde Çağan olayı anlatır.

Ç: Bütün koyunların montlarını çıkarttılar bisürü mont oldu.

:D

Fotoğraf makinemi Denizli’de unuttuğum için konuyla ilgili fotoğraf çekemedim. Akıllı kardeşim de kendi makinesinin pillerini şarj etmemiş :x

Ben de TRT ‘nin sık sık yaptığı gibi arşivden fotoğraflar yayınlıyorum :D

Samih (Kuzen), Mahmut (Amcam), Kadir (Kuzen)

Samih (Kuzen), Mahmut (Amcam), Kadir (Kuzen)

Aneyin Eli :)

Aneyin Eli :)