Şub
01
(Sami), 1-Şubat-2009 tarihinde Şiirimtrak kanalına eklemiştir.

Taze kahve kokusu kadar güzeldi seni sevmek

ve bir dudak payı kadar uzaktım sana.

Kahve soğudu.



 
Oca
24
(Sami), 24-Ocak-2009 tarihinde Basliksiz, Hö Dialogları kanalına eklemiştir.

Geçtiğimiz Pazar günü evi temizlerken kendimi iyi hissetmemeye başladım. Akşam öksürüğüm arttı ve biraz da üşüme hissi vs… Pazartesi günü yataktan kalmayacak hale geldim dolayısıyla işe gidemedim tabi. Konu açılmışken Sami mis gibi tatil yapıyor ooohhh düşüncesine kapılan, hemen tebeşir tozu çakıp işten kaçan arkadaşlar isimlerinizi biliyorum :).

Pazartesi yatak döşek şeklinde geçti. Salı günü de aynı etkiler devam edince aile hekimime gitmeye karar verdim. Salgın gibi yayılmış meğer. Aile hekimliği uygulaması olmasına rağmen sabah saat 10:30′a kadar 75 kişi gelmiş. Neyse sıram geldi. Muayenemi oldum. (Unutturma da yazının sonunda bir hikaye anlatacağım.) İlaçları almak için hemen muayenehanenin altındaki eczaneye uğradım. Eczanede ben gibi Hataylı bir delikanlıyla tanıştım. Evdeyken ara ara üşüme geldiğinden ateşim olabilir diye düşünüp ilaçların yanında termometre de istedim. Evde öyle bir beklentim yoktu ama yine de ateşimi ölçeyim dedim. Aman tanrıııım 39. Tekrar yatak döşek halleri. Akşam Cüneyt işten döndü. Malum hastayım yataktan kalkamıyorum. En ufak ricamda bana bağırmalar, çağırmalar. Neymiş acıtasyon yapıyormuşum. Sanki keyfimden yapıyorum. İlacın yan etkisi o Cüneyt.

İşte belge. İşte kanıt. Bu arada ilacın yan etkileri gerçekten hissediliyor. İlacı almaya başladığımdan beri üzerimde bir stres, bir sinirlilik hali. En ufak, en sıradan şeylere deli gibi sinirleniyorum. Sıradan gündelik olay, Cüno ile PES09 oynuyoruz. Cünoyla aynı takımdayım (Master League). Hastalığıma rağmen çok başarılı bir şekilde top çalıyorum, adam geçiyorum. Asist olması gereken paslar veriyorum ama Cüneyt ya kaptırıyor ya dışarı atıyor. Dediğim gibi günlük sıradan, sürekli gerçekleşen olaylar ama nasıl sinirleniyorum. Yeni aldığım çift titreşimli gamepadimle Cüneytin kafasına kafasına çakasım geliyor. Allah’tan Ayşe (Cüno’nun yavuklusu) falan arıyor da Cüneyt 3-4 dakikalığına oyundan çıkıyor. Hemen beraberlik ardından öne geçmeler falan sinirimi öyle bastırıyorum. Bir de artık öğrendim Cüneyt’e ceza sahasına geç diyorum orta kesecem diyorum. %35 Orta %65 şut bir karışım hazırlıyorum. Cüneyt’in içeride beklettiği adamın kafasına çarptırıp golümü atıyorum. Hem Cüneyt kendi attı zannediyor seviniyor. Hem de ben gol kaçırmadığımız için sinirlenmiyorum.

Pazar günü temizilik yaptığımı söylemiştim ya. Hepsi boşa gitti. Perşembe günü sokakta yürüyen herkes deli gibi tokat yedi. Saatteki hızı 396km/sa’i bulan rüzgar (tabi ki attım) sayesinde mühendislik fakültesinden rektörlüğe kadar sadece 4 adımda vardım (biz de yedik). Malum çatı katında oturuyoruz. (Yok yok daldan dala atlamadım şimdi topluyorum) Çatı katlarının yalıtımını genelde adam gibi yapmıyorlar. Böyle rüzgarlı havalarda çatıyla tavan arasında kalan bütün tozlar tavanın eklem yerlerinden resimdeki karlı küredeki gibi evin içine yağıyor. Neyse. Sen hatırlatmadın ama ben unutmadım. 2006 ya da 2007 yılındayız. 1 sene önce ayağımda beyaz, sert bir nokta oluşmuştu. Ayakkabıyı bir kaç defa çıplak ayak ile giymek zorunda kalmıştım. Ondan olduğunu düşünüyordum. Neyse Türkiye’ye geldiğimde Hatay’daki evimizin yakınındaki sağlık ocağına gittim. Sıram geldi. Hal ve hareketlerininden kıç… neyse yazmayacağım (kendini beğenmiş işte).  Neyse sıram geldi girdim içeri. Kadına ayağımda çıkan zımbırtıyı anlattım. Ayakkabımı, çorabımı çıkarttım. Doktor uzaktan şöyle baktı. Kendinden gayet emin bir şekilde basur bu dedi. Kadın o kadar emindi ki inandım. Eyvah dedim. Durduk yere şimdi kıçımın üzerine oturamayacağım. Neyse yerinden kalkma zahmetinde bulunup yakından baktı evet nasır bu dedi. İçim rahatladı artık oturabilecektim ama bu sefer de yürüyemeyecektim. Verdiği ilacı gittim eczaneden aldım. İlacı prospektüste tarif edildiği gibi kullanmaya başladım. Beyaz leke büyümeye tahriş olmaya ve acımaya başladı. 1 senedir beni rahatsız etmeyen şey canımı yakmaya başladı. İlaca bir iki gün daha devam ettim. Artık ayağımın üzerine basamayacak duruma gelmiştim neredeyse. Artık gerçekten bir nasırım vardı. Kadının verdiği tam anlamıyla bir nasır ilacıydı. Nasırın olsun istiyorsan alıyorsun o ilaçtan düzenli kullanımda bir haftaya kalmaz tam istediğin gibi bir nasırın oluyor. Acıya daha fazla dayanamayınca ilacı bıraktım. Bir kaç gün içinde nokta küçüldü. Bir iki ay sonra da kayboldu. Artık çekinmeden söyleyebilirim. “Beni de Türk hekimlerine emanet ediniz.”

Yukarıda söylemeyi unuttum. Hastalığımda beni yalnız bırakmayan ziyaretime gelen tüm arkadaşlarıma ( Erkan, Serkan, Süleyman abi (çorba süperdi;) ), Murat, Ceyda, Merve, Gökhan, Zafer, Kamil, Yunus, Adem, Mevlüt, Alp Eren)* çok teşekkür ederim İyi ki varsınız. Aynısı ziyaretime gelemeyen, arayan, mesaj gönderen ve bir yolla iyi dileklerini ileten (Fatmana, Sema, Ömer, Yeşim ve adını yazmayı unuttuğum) tüm arkadaşlarım için de geçerlidir. İyi ki varsınız.

*Ziyaret sırasına göre yazılmıştır :p



 
Oca
11
(Sami), 11-Ocak-2009 tarihinde Hö Dialogları kanalına eklemiştir.

Cüneyt’in* ayağına fön makinesi düştükten sonra.

C:Ayaaam ayaaaaam ayaaaam

30 sn sonra

C: Ayaaam diye bağırıyorum hiç yardıma gelmedin hiç koşmadın :x
S: Ben ingilizce konuşmaya çalışıyon sanıyodum  I’m I’m .. Cümlenin gerisini bekliyordum :D

C: Geçen gün Gökhan’a nakliyecinin numarasını yanlış vermişsin.  Evden nakliyeciye kadar yürümüş. Ne sövmüştür sana. Kulakların çınladı mı?
S: Sol kulağımdan kan geldi :S

Premium ne alaka diyeksin. Onu Ömer‘e sorun ;)

*Ev arkadaşım



 
Ara
12
(Sami), 12-Aralık-2008 tarihinde Basliksiz kanalına eklemiştir.

Kardeşim Nida küçükken (tahminen 2-4 yaşlarındayken)  kurban bayramında koçun kesimini gördükten bu yana adam gibi et yemiyor. Benzer durumların tekrarlanmaması ve küçüklerin etkilenmemesi için bizimkiler biraz daha dikkatli davranıyorlar. Aşağıdaki konuşma kuzenimin (Samih) oğlu Çağan (2-3 yaşlarında), Fatih Amcam ve Kadir’in (kuzen) arasında geçiyor.

Koyun kesildikten sonra yerde bir yandan derisi yüzülüyor. Bir yandan da ayaklarını kırıyorlar. Bu sırada Çağan sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

F: Koyunun ayakkabılarını çıkartıyorlar.

Koyunun kafası kesilirken Çağan tekrar sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

F: Koyunun şapkasını çıkartıyorlar

Koyunun derisi de bir yandan yüzülüyor tabi. Çağan tekrar sorar:

Ç: Ne yapıyorlar?

K: Koyunun montunu çıkartıyorlar.

Daha sonra evde Çağan olayı anlatır.

Ç: Bütün koyunların montlarını çıkarttılar bisürü mont oldu.

:D

Fotoğraf makinemi Denizli’de unuttuğum için konuyla ilgili fotoğraf çekemedim. Akıllı kardeşim de kendi makinesinin pillerini şarj etmemiş :x

Ben de TRT ‘nin sık sık yaptığı gibi arşivden fotoğraflar yayınlıyorum :D

Samih (Kuzen), Mahmut (Amcam), Kadir (Kuzen)

Samih (Kuzen), Mahmut (Amcam), Kadir (Kuzen)

Aneyin Eli :)

Aneyin Eli :)



 
Ara
11
(Sami), 11-Aralık-2008 tarihinde Basliksiz kanalına eklemiştir.

Kurban bayramınız kutlu olsun.

Giden gün biraz bakındım. Kurban bayramı Arapçada Īd al-’Adhā (عيد الأضحى), Farsçada Eid-e Gorbān (عید قربان) şeklindeymiş. Kurban kelimesi Arapça K-R-B kökünden türemişmiş. (Bildiğiniz üzere Arapçada sesli harfler değiştirilerek kelime türetilirmiş. Kitap -> Katip gibi, K-T-P) . Yani aKRBa ile KuRBan aynı kökten gelmektedirler. Kelime anlamı olarak yakınlaşma, yakınlık demekmiş. Kur-an’daki kelime anlamı ise kulun Allah’a yakınlaşmasıymış. Kur-anda (Fatiha, İhlas, Felak ve Nas’tan sonra en sevdiğim sûre olan) Kevser suresinin 2. ayetinde “Sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes”(Fe salli li rabbike venhar) emrolunmuş. Hac suresinde ise dinimizdeki yeri, anlam ve önemi belirtilmiş (“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.”).
Başlangıcı “Hz İbrahim’in oğlu Hz İsmail’i Allah’a kurban etmesinin emrolunması üzerine Hz İbrahim emri yerine getirken bıçak kesmez ve Hz Cebrail elinde bir Koç ile gelir.” şeklinde rivayet edilir. Musevi inancında da olay bu şekildeymiş. Bilmediğim konularda çok konuşmadan konuyu kapatayım. Hepinizin Kurban bayramını tekrar kutlar, küçüklerin gözlerinden, büyüklerinden ellerinden öper, sevdiklerinizle birlikte mutlu ve sağlıklı nice bayramlar dilerim.

Yukarıdaki bilgileri uydurmadım tabi ki işte kaynak ;)



 
Ara
07
(Sami), 7-Aralık-2008 tarihinde Basliksiz kanalına eklemiştir.

Şekil a

Herhangi bir lokanta ya da köşe başı dürümcüsünde bir güzel yemek yedikten sonra kahvesiz kalkmak olmaz. (Dikkatini çekti mi? Kahvesiz diyorum. Türk kahvesiz değil!) Afiyetle yemeğimizi yedikten sonra garsonu çağırır ve ona:

S:Şekersiz bir kahve alayım.

deriz. 5dk içinde şekil a’daki gibi kahvemiz hazırdır.

Aynı işlemi birazcık gösterişli ya da ismi Türkçe olmayan bir mekanda yapalım. Garsonu çağıralım ve ona:

S:Şekersiz bir kahve alayım.

G:Türk kahvesi mi?

S:Hayır geri zekalı Kopi Luwak ( Civet coffee ) ama sen anlarsın diye belirtme ihtiyacı hissetmedim.

Küçüklüğümde lira deyince akla türk lirası, lokum deyince türk lokumu ve kahve deyince de türk kahvesi gelirdi. Şimdilerde ise kendimi New York’ta bir Türk Lokantasında hissediyorum.  Yazıya başlarken yazmak istediklerim bunlar değildi ama çıkıverdi işte. Neyse ne diyorduk. Bol köpüklü mis gibi bir Türk kahvesi kahve. Memlekete gidince her oturduğumuz yerde ikram etmeden bırakmazlar. Bazen kahve içtikten sonra çarpıntı ve ellerimde titreme oluyor, iki gün üst üste fazla kahve içersem de midemde yanmalar başlıyor. Bugün aklıma geldi ve biraz bakındım.

Zararları

Kalp

Aşırı kahve tüketimi kalbi olumsuz yönde etkiliyormuş. Fazla kafein kalbin ritmini bozarak çarpıntıya sebep oluyormuş. Çarpıntı ve ellerimdeki titreme bu yüzden oluyormuş. Doktolar kalp hastalarına kahve tüketimini bu nedenle yasaklıyorlarmış.

Mide

Kahve midede asit salınımını arttırıyormuş. Ülser gibi hastalıkları çoşturuyormuş.

Bunlara ek olarak fazla kahve tüketimi tansiyona, vitamin ve mineral kaybına, migrene, doğurganlığın azalmasına ve hamilelikte bebeğin zarar görmesine neden olabiliyormuş.

Zararının yanında faydaları da var tabi ki.

Faydaları

Kahve, beyni uyararak konsantrasyonun sağlanmasına katkıda bulunuyormuş. Yeşil çay gibi antioksidan etkiye sahipmiş ve kanserli hücrelerin çoğalmasını engelliyormuş.  Ağrı kesici görevi görerek baş ağrılarını azaltıyormuş. Düzenli kahve içenlerde siroz gibi karaciğer hastalıklarına daha az rastlanıyormuş. Safra taşı oluşumunu azaltıyormuş. Son faydası da güzel Türk kızlarımız için. Kahve selülite iyi geliyormuş :)

Kaynak: Mailce



 
Ara
03
(Sami), 3-Aralık-2008 tarihinde Teknoloji kanalına eklemiştir.

Biraz evvel facebook’tan şöyle bir e-posta aldım.

Maalesef, e-posta bildirim ayarların kayboldu. Ayarlarını Bildirimler sayfasında sıfırlayabilirsin. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

Yakında

Neyiniz varsa hepsini kaybettik. Aşağıdaki parçayı size armağan ediyoruz.Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.
Sil baştan başlamak gerek bazen …

demezler umarım :?8O



 
Kas
27
(Sami), 27-Kasım-2008 tarihinde Basliksiz kanalına eklemiştir.

Offf vakit geç olmuş.
Saatlerimiz bir olmuş.
Saatleri boş ver.
Gönüller bir olsun yeter.



 
Kas
20
(Sami), 20-Kasım-2008 tarihinde Basliksiz kanalına eklemiştir.

ABD’nin uzaya gönderdiği uzay mekiğinin yakıt tanklarının genişliği 4 feet, 8,5 inçtir. (yaklaşık 1,5 m)
Uzay mühendisleri bu tankları genişletmek istemişler, ancak başaramamışlardı r.
Çünkü bu tanklar fırlatma rampasına trenle gönderilmek zorundadır ve söz konusu tren yolu tünellerden geçmektedir.
Tünellerin genişliği ise tren raylarının arasındaki genişlik olan 4 feet 8,5 inçten biraz fazladır.
Neden 4 feet, 8,5 inç?
Çünkü vaktiyle tren rayları İngiltere’de böyle yapılmıştır ve ABD demiryolları İngiliz göçmenler tarafından inşa edilmiştir.
Peki neden İngilizler bu genişliği kullanmışlar?
Çünkü ilk tren raylarını yapanlar eski tramvay yolu yapımcılarıdır ve tramvay yolunun genişliği tam olarak budur.
Tramvay rayları neden daha geniş değildir?
Çünkü bu ölçü vaktiyle at arabalarını yaparken kullanılan genişliktir
At arabalarındaki tekerlekler arasında neden bu ölçü dikkate alınmış ?
Çünkü çok eskiden beri İngiliz topraklarından gelip geçen araçlar bu ölçüyü ortaya çıkarmıştır.
Arabalar için başka bir ölçü kullanıldığında tekerlekler engebeli arazi üzerinde kalmakta ve kısa sürede bozulmaktadır.
Bu eski yol izleri nasıl ortaya çıkmış?
İngiltere’deki ilk uzun mesafeli yollar Roma İmparatorluğu tarafından kendi savaşçıları için açılmıştır.

Peki Romalıların yol izleri neden bu ölçüdeymiş?
Çünkü Roma İmparatorluğu’ nun ilk savaşçılarının arabaları yan yana getirilmiş iki atın çektiği araçlardır.
Ve iki atın poposunun genişliği 4 feet, 8,5 inçtir.
Sonuç olarak dünyadaki en gelişmiş ulaşım sisteminin füzelerinin dizaynı ikibin yıl önce yan yana getirilen iki atın popo genişliği
ile belirlenmiştir.

Bu kuralı değiştirmek ise Ay’a giden, Mars’a gitme ve uzaya açılma planları yapan
Amerikalı uzay aracı mühendislerinin bile harcı değildir :D

Bu yazıyı paylaşan, paylaştıran kadim dostum Günay KILIÇ’a teşekkürü bir borç bilirim ;)

Üstün’ün yorumundan sonra ek: Yanlış bilgi için afedersiniz. 2 at poposu değil 11 at poposu genişliğindeymiş ;)



 
Kas
09
(Sami), 9-Kasım-2008 tarihinde Basliksiz kanalına eklemiştir.

Dün eski ev ahalisini (Kamil Yasin – Alp Eren – Zafer – Gökhan ) ziyarete gittim. Gökhan, Prof Dr Mithat UYSAL’ın Java ile Programlama kitabını okuyormuş. Kitapta karşılaştığı bir resmi gösterdi. Yarıldım :)